BUGÜN BAYRAM

Her yıl olduğu gibi bu yıl da dans gösterileri, şiir okuma performanslarıyla geçirdiğimiz 23 Nisan sabahlarına özlem duysak da bu yıl çok sevdiğimiz bir etkinlikle geçirdiğimiz bir bayram sabahı eski bayram sabahları hasretimizi söndürdü.

Çünkü biz bu bayram Barış Manço’nun tavsiyesine uyup erken kalktık ve en sevdiğimiz giysilerimizi yani koşu kıyafetlerimizi giyip, çocukların daha iyi şartlarda yaşayabilmeleri için ellerimizde UNICEF’in bayraklarıyla çocuklar için koştuk.

YAŞASIN OKULUMUZ!

Bazılarımızın okul hayatı biteli epey olmasına rağmen insan öğrenmeye istekli olduğu sürece eğitim hayatı hiçbir zaman bitmez.

Bizim eğitim yuvamızın adı RUNDAMENTAL grubundan başka bir yer değil ve biz burada aynı anaokulunda, ilkokulda oyuncaklarımızı, kalemlerimizi paylaşır gibi mutluluğumuzu, dertlerimizi paylaşıyoruz ve biz biliyoruz ki bizim RUNDAMENTAL’dan diploma almamıza daha çok uzun zaman var çünkü birbirimizden öğrenecek çok şeyimiz, paylaşacak çok derdimiz ve bize bu dertlerimizi unutturacak yaşayacak çok mutluluğumuz var.

GÖSTERİ ZAMANI

Bugün büyük bir gösteri zamanıydı. Bizler aynı okulda gerçekleşecek dans etkinliği için aylar önceden çalışmalara başlayan çocuklar gibi, aylardır hatta yıllardır gerçekleşen düzenli koşu antrenmanlarımızla bugün Bebek-Ortaköy rotasında okul zamanlarımızdakinden çok daha büyük bir seyirci kitlesinin önünde  23 Nisan gösterimizi gerçekleştirdik.

ZAMANSIZ ALKIŞ

Gösterimizin okul zamanı gerçekleşen gösterilerden bir farkı vardı. Alkışlamak için gösterinin bitmesine gerek yoktu. Koşuyu diğer sporlardan ayıran biraz da bu, kimse birbirinin rekor kırmasını veya gol atmasını beklemiyor. Koşu yarışlarında yarış başlangıcından bitimine kadar alkışlar hiç susmadığı gibi 23 Nisan koşumuzda da yoğun alkış ve tezahüratlarla adeta bir yarış havasındaydık.

SAVAŞLA YARIŞ!

Koşumuzda ilk 3’e kürsü derecesi ve çip olmadığı için sizlere bir yarış diye adlandırılacak olması biraz tuhaf gelecektir fakat 23 Nisan koşumuz bizim savaşlara, silahlara karşı yarıştan başka bir şey değildir.

Bizim bu yarışta silahlara, bombalara karşı büyük bir avantajımız vardı. Bombalar düştüğü yere savaş götürürken, orada şarapnellerini bırakıp hareketsiz kalırlar. Fakat biz barış koşucuları savaşın olduğu yere barışı götürürken etrafa bırakacağımız tek şey zeytin dallarıdır. Biz bu yolda asla hareketsiz kalmayız çünkü koşu sporunun doğasında durmamak vardır. Bizler bu yarışta savaşı tamamen ortadan kaldırana kadar koşu sayesinde kazandığımız tüm kondisyonumuzu uğrunda harcarcasına yarışacağız.

KÜRSÜ ÖDÜLLERİ

Bizler bu 23 Nisan’daki galibiyetimizi 3 kürsülük yere sığamayacak kadar çok kişi sayesinde kazandığımızdan ve barış havasıyla beraber başladığımız koşuyu, yine bir barış havasıyla beraber bitirdiğimizden dolayı biz kürsü ödüllerini böyle güzel bir etkinliğe ev sahipliği yaptığı için RUNDAMENTAL`a ve birleştiriciliğine inandığımız için koşu sporuna vermeyi doğru bulduk.

BÜTÜN ALKIŞLAR RUNDAMENTAL’A

Saatlerce oltasına balık takılmamış amcanın, bugünün 23 Nisan sabahı olduğunu dahi unutmuş amcalarımızım, teyzelerimizin eski çocukluk günlerini hatırlayıp yüzlerinde tebessüm oluşmasını sağladığımızdan dolayı koşu bittiğinde biz de kendimizi alkışladık, her birimiz diğer kişileri alkışlıyordu ve bu da tek kapıya çıkıyordu RUNDAMENTAL’a, bütün alkışlar 23 Nisan’da RUNDAMENTAL’aydı. Bizler de alkışlıyorduk çünkü bizler bu grubun yaptıklarını ve yapabileceklerini hayretle izleyen seyircilerden başka bir şey değiliz.

BARIŞ KOŞUSU!

1999 depreminin yaşandığı zamanlar gerçekleşecek olan İstanbul Maratonu koşu barış anlamına gelir diye iptal edilmemiş ve koşudan elde edilen gelir depremzedelere bağışlanmıştır.

Bu yüzden barışı simgeleyen sporu yapan bizler 23 Nisan’da UNICEF’le beraber bu simgeselliği nesnelliğe döküp başta savaş mağduru çocuklar olmak üzere bütün çocuklarımız için, barış için koştuk.

Savaşların sebepleri çok komplike gibi görünse de hepsinin temelleri para ve iletişim kopukluğundan başka bir şey değildir. Para hayatta başka mutluluk kaynağı olmayan insanların mutlu olmak için şart sandığı bir şeydir. Ülkelerin mutluluk refahını arttırmak için diğer ülkeleri sömürmesi, o ülkenin çocuklarını erken yaşta bombalarla silahlarla tanıştırması, çocukları fotoğraf makinesi görünce silah sanıp korkar hale getirmesi ne büyük bencilliktir. Bütün bu düşüncesiz, bencil hareketlerin sebebi ise iletişim kopukluğudur ve bu bahsettiğimiz insanın kendisiyle yani bedeniyle iletişim kopukluğudur ve koşu başta olmak üzere bütün sporlar insanın zihninin bedeniyle entegre şekilde çalışmasından dolayı daha mantıklı düşünmesine yol açar, empati yeteneğini geliştirir.

HER ÇOCUĞUN YAŞAMA HAKKI

Mantıkla düşünen zihinin ilk bileceği şey ise her çocuğun masum olduğu ve yaşama hakkına sahip olduğudur. UNICEF’in rakamlarına göre bugün dünya üzerinde, yaklaşık 1.7 milyonu ülkemizde olmak üzere 28 milyon savaş mağduru çocuk var. Her 4 çocuktan 1`i ise savaş mağduru bir ülkede yetersiz koşullarda çocukluğunu yaşayamıyor.

Bu nedenlerden dolayı çıktığımız barış yolunda bizlerin sizin alkışlarınıza, tezahüratlarınıza yani yardımınıza ihtiyacımız var. Bizim bu yolda eşlik ettiğimiz UNICEF, savaş mağduru çocukların korunması, sağlıklı koşullara kavuşabilmeleri, eğitime erişebilmeleri ve yeniden çocuk olabilmeleri için dur durak bilmeden çalışıyor.

Sizler de hangi renkte, hangi vatandaşlıkta olursa olsun, bir çocuğun sadece çocuk olduğuna inanıyorsanız çocuklara yapılan bu haksızlığa sessiz kalmayın!

Bağışlarınla destek olmak istersen “BAĞIŞ” yazıp, 3005’e göndererek UNICEF’e 10 TL’lik katkıda bulunabilirsin.

#ÇocukÇocuktur #HerÇocukİçin


7/24


LOYAL ENOUGH?


#RDM2ALTI

Hepimiz elit atletlerin maratonda 2 saat bariyerini kırmaya çalıştığını biliyoruz. Çoğu amatör koşucunun hayali ise yarı maratonu 2 saatin altında koşabilmek…

İlk defa yarı maratona kayıt olurken hepimiz neler olacağından ve ne yapacağımızdan tamamen habersizdik. Belki yeteri kadar antrenman yapmamıştık, belki de o bitmeyecek kadar uzun gelen 21K mesafenin altında ezileceğimizi düşünmüştük. Kimimiz hızını ayarlayamadı, kimimiz sadece bir sonraki su istasyonuna varabilmeye çalıştı. Ve gerçekten de neredeyse zorlukla bitişi görebildik. Ama her şeye rağmen o finish çizgisini geçip, bir sonraki yarı maratonda daha iyisini yapabilmenin peşine düştük.

Biliyoruz ki nefesin daraldıkça ve bacakların yandıkça içindeki kuşku artacak ve beynin yavaşlaman konusunda seni devamlı uyaracak. Duvara çarpacaksın, yürümek isteyeceksin ve “dur bırak artık” sesleri kafanda dönmeye başlayacak. Ancak hissettiğin acı seni hedefinden saptırmaya çalışırken, yanında destek alabileceğin birileri olduğunda imkansız gibi görünen, gerçek olacak.

Biz koşucular aynı yollardan geçiyoruz. Sadece bir hedefe bile ulaşabilmenin aylar süren, yıldırıcı çalışmalar sonucunda geldiğini çok iyi biliyoruz. Kendine inanmanı sağlayacak desteği bulduğunda, seni korkutan hedeflerin gerçekleşmemesi için hiçbir sebep yok.

İşte bir sürü uzun mesafe koşucusu için potansiyelini aşabilmek, yarı maratonda 2 saat bariyerini kırmak anlamına geliyor. Her ne kadar koşarken tek başına olsan da, takım olmanın verdiği güç ile sen de bu bariyeri aşabilirsin. Kararlılık ve sabır isteyen bu süreçte RUNDAMENTAL ve koşucuları yanında olmaya hazır!

1:59:59’a ulaşabileceğin adımlar:

  • Hayalindeki yarı maratonu seç,

  • Düzenli koşularına RUNDAMENTAL ile başla,
  • Pazar uzun koşularını ormanda bizimle tamamla,

  • Puma ve Oktay Güneş koçluğunda yapacağımız hız antrenmanlarına katıl,

  • Oktay Güneş ile hazırladığımız yarı maraton programı veya kendi tercih ettiğin bir program ile hazırlanmaya başla,

  • Yarışlarda birlikte koşabileceğin koşucularla tanış,
  • Deneyimli yarı maraton koşucularımız ile malzeme seçimi, hazırlık dönemi, sakatlıklar, motivasyon ve yarış konularında tecrübelerini paylaş,
  • Soruların için rundamental@gmail.com’a mail at.

Haydi yarı maraton ilk hedefin
1:59 için birlikte sınırları zorlayalım!


YALLAH BEYRUT!

Güneşin en güzel battığı şehirler listesine ekleyelim! Beyrut!

RUNDAMENTAL olarak, kurulduğumuz 2 yıldan fazla bir zamandır çok ülke, şehir gezdik, çok farklı kültürlerin hem koşu kültürü hem de yaşam tarzlarını tecrübe ettik. Hepsinden ayrı bir zevk aldık. Her ülkenin kendine has kültürünü saygı ile izlerken yeni deneyimler yaşamanın bağımlısı olduk. Aslında çok şehir gezdik gördük derken bunların çoğu hepimizin aşina olduğu Avrupa şehirleriydi diyebiliriz. Avrupa şehirlerinde aşağı yukarı ne yaşayacağınızı tahmin edebilirsiniz. Batı Avrupa ya da ortadoğu ülkelerine göre daha temiz, sistemli, güvenli (!) ( güvenli kavramı artık tüm dünyada tartışılır bir konu ) ve en azından nasıl bir ortamla karşılaşacağınızı biliyorsunuzdur.

Ekim ayında ev sahipliğini yaptığımız PUMA Ignite Istanbul yarışında ilk kez farklı ülkelerden 36 koşucuyu şehrimizde ağırladığımızda İstanbul’a daha önce hiç gelmemiş misafirlerimizin buraya gelirken kafalarında oluşan soruları ve merak ettiklerini empati yoluyla değil, bizzat kendilerinden dinleyerek öğrendik. Çoğunun kafalarında güvenlikle ilgili soru işaretleri vardı. İstanbul’a gelip koşmak dışında, tarihi güzellikleri ziyaret etmek ( özellikle Aya Sofya ve Yerebatan Sarnıcı ), lokal ortamlarda bulunmak, sokak lezzetlerini tatmak, şehrin arka sokaklarında dolaşmak ve iki kıtayı birbirine bağlayan Boğaz’a tabiri caiz ise ağzı açık bakmak İstanbul’u ve bu şehirde koşu kültürü nasıl yaşanıyor konusunu akıllarına çok güzel bir şekilde kazımış oldu. Ignite İstanbul’a bizi kırmayarak kalabalık bir ekiple gelen Beyrutlu koşu grubu Beirun Crew bu yıl 15. yılını dolduran Beyrut Maratonu’nu, RUNDAMENTAL’in ve Bridge The Gap ağında bulunan tüm koşu gruplarının yaptığı gibi şehirlerinde gerçekleşecek maratonu sahipleneceklerini duyurdu ve bizi de davet etti.

İstanbul Maratonu ile aynı tarihe denk gelen Beyrut Maratonu maraton, yarı maraton, 8K yarış ve 8K halk koşusu bölümlerinden oluşuyor. Biz gittiğimizde hava 30 derecelerdeydi ve öncelikle tekrar yaz mevsimine döndüğümüz için çok sevindik. Yarış başlangıç saatlerinin ne kadar erken olduğuna ilk başta biraz üzülsek de, yarış bitiş saatine doğru giderek yükselen güneş iyi ki erkenden başlamışız dedirtti. Maraton sabah 06.30, yarı maraton ise 07.00 de başladı. Parkur boyunca sürekli tezahürat yapan halk, sık aralıklarla karşımıza çıkan dans performanslarının olduğu noktalar, rock , hip hop, Arap ezgileri çalan müzisyenler ile başlangıçtan itibaren palmiye ağaçları eşliğinde sahil boyunca ilk 10 kilometrenin nasıl akıp geçtiğini anlamadık. Yarı maraton parkurunun gittikçe şehrin içlerine doğru ilerlemesi, yıkık dökük binalar arasında sokak sanatlarına denk gelmek, Arap harfleriyle grafitiler görmek, hatta askeri birliklerden birinin önünden dolaşan arka sokaklardan koşmak çok farklı ve çok sıcak bir duygu hissettirdi. Parkur boyunca RUNDAMENTAL’in bu yarış için özel tasarım t-shirtlerine ilgi büyüktü. Hem gurur duyduk hem de bu sebeple çok fazla insanla selamlaştık, çok farklı kültürlerden koşucularla yan yana bitiş çizgisine doğru yol aldık. Yarı maraton parkurunun nispeten düz bir parkur olduğunu söyleyebiliriz ama bir Berlin Maratonu değil tabii ki 🙂 Bitiş çizgisine yaklaştıkça bizi bekleyen Beirun Crew’un cheer zone’una doğru o her zamanki tanıdık güzel hisle, yani 21K’lık serüvenin sonuna geldiğimizin ve cheer zone’da arkadaşlarımız tarafından gelecek konfetti yağmuruna girerek yarışı bitirdik. Beyrut Maratonu’nu kendine hedef yarış seçerek uzun süredir antrenman yaparak ekipte maraton koşan tek koşucumuz sevgili Emre Öztekin’i 3:16:23 lük süresi ile buradan tekrar tebrik ediyoruz. İlk yarı maratonlarını koşan Serhat, Barış, Melis, Beyrut’ta yarı maraton başkadır diyip büyük bir motivasyon ile gelen Erdal, Furkan, Deniz; Işıl ve 8K yarışında koşan Nilgün ve Nesrin’i de kocaman tebrik ediyoruz.

Beyrut Maratonu’na katılan Red Snakes Milano, Bridge Runners, Eternal Eagles, Cairo Runners’dan arkadaşlarımızla dünyanın çok değişik, çok güzel bir noktasında bizi bir araya getirip koşmak bahane, kültürler arası sevgi ve dostluk alışverişi şahane dedirten çok çok harika insanlardan oluşan Beirun Crew’a ne kadar teşekkür etsek azdır. Gitmeden önce bizi ‘savaş çıkacak, bombalar patlayacak, ölürsünüz’ diye çok fazla kişi uyarsa da bunların hiçbirine kulak asmadan, Bridge The Gap mevzusunun artık biraz da doğuya uzanmasına destek olmak istedik ve arkadaşlarımızın yanında olmayı tercih ettik. Yarış sonrası dünyanın çeşitli noktalarından insanlar bir araya gelip göbek de attık, rock n roll da yaptık, önemli olan aynı dili konuşmak değilmiş bunu bir kez daha anladık. RUNDAMENTAL olarak şu ana kadar hep batıya doğru planlar yaparken yolumuz ekip olarak ilk kez doğuya düştü ve eşsiz bir deneyim yaşadık.

Beyrut’ta koşulur mu? Kesinlikle! Tahmin edilenin aksine Müslüman ve Hristiyan kültürünün bir arada saygıyla yaşandığı ve modern bir şehir hayatından beklediğiniz her şeyi bulabileceğiniz bir şehir Beyrut. Yemekler enfes! Tabii ki falafel, humus, tabule yerken kendinizden geçecek ve döner dönmez özleyeceksiniz. Şehirden çok uzaklaşmadan muazzam bir mağara olan Jeita Grotto, Lady Of Lebanon’a uzanan uzun teleferik yolculuğu, Byblos’dan ve Pigeon Rock‘tan gün batımını izlemek asla ve asla yapmadan dönmemeniz gerekenler listesinde olmalı. Yarıştan sonra biraz daha uzun kalabilenler mutlaka Beyrut gece hayatına göz atmalı. Biz yapamadık ama gelecek planlar arasına eklendi.

Yazımı en çok duyduğumuz ve sevdiğimiz bir sözle bitirmek istiyorum, Yallah Beyrut!


RUN OF LEGENDS: Gerçeküstü Bir Koşu Deneyimi

Bu yazının orjinali şu linkte yayındadır.

Amatör koşu gruplarının yarıştığı ve her şeyin aşırı, hatta çok aşırı yaşandığı 230 km’lik Run Of Legends yarışını kendisi de bir koşucu olan Pınar Mumcu yazdı.

İlk duyduğumda Run Of Legends adını bir yarış için fazla iddialı ve abartılı bulmuştum. Çünkü amatör koşu grupları yarışacak deniliyordu. Bir koşu yarışı ne kadar zor olabilir de efsane olarak anılabilir diye düşünmüştüm. Efsanelere inanır mısınız bilmiyorum ama bu yarışta koşabilmek ve bir parçası olabilmek için öncelikle inanmanız ve hayal kurmanız gerekiyor. Hayattaki en büyük tutkularımdan biri olan koşunun tam 8 takım tarafından, toplam 230 kilometrelik bir parkurda nasıl bir efsaneye dönüştüğüne şahit oldum. Bu takımlarda koşan toplam 48 koşucu belki de hayatları boyunca unutamayacakları ve anlatacakları bir hikayenin baş kahramanları oldular.

Run Of Legends koşu gruplarını ilk kez rekabete sokan bir yarıştı. Herkesin içinde parkurda ‘acaba neler olacak, bizi neler bekliyor’dan öte bir de bu mücadelede iyi bir başarı elde etme stresi ve sorumluluğu vardı.

27 Ekim Cuma, sabahın çok erken saatlerinde İstanbul’dan hareket eden iki otobüs dolusu koşucu ve gönüllü ekip, Alaçatı’da başlayacak yaklaşık 24 saatlik macerada onları nelerin beklediğini asla bilmeden yola çıktılar. Hayaller kurdular, hesaplar yaptılar, taktiklerini oluşturdular. Fakat yine de neyle karşılaşacakları konusunda herkes çok heyecanlıydı ve biraz da korkuyordu. Koşu camiası oldukça ufak olduğu için herkes birbirini tanır. Özellikle de koşuyu profesyonel ruhla ve tutkuyla ancak bir o kadar da amatör olarak benimseyen koşu grupları arasında birbirini tanımayan pek yoktur. Bu koşu gruplarının her birinin ayrı bir rengi, logosu, ruhu ve tarzı vardır. Her koşu grubu genelde kendi dünyasında yaşar ve şu ana kadar takım olarak hiç karşı karşıya gelmediler.

Koşu grupları ilk kez birbirleriyle yarıştı © MAHMUT CİNCİ

Run Of Legends koşu gruplarını ilk kez rekabete sokan bir yarıştı. Herkesin içinde parkurda “acaba neler olacak, bizi neler bekliyor”dan öte bir de bu mücadelede iyi bir başarı elde etme stresi ve sorumluluğu vardı. Yapılacak her yanlış ya da performansta meydana gelebilecek bir sorun takımınızın da kaderini etkileyebilir. Yarış boyunca kişisel performansınızın takımınızın kaderini etkileyecek bir sonucu olmasını bilmek ayrı bir stres. Normal şartlarda 48 koşucunun her biri uzun zamandır çeşitli yarışlarda bireysel olarak boy gösteriyor ama böyle bir konseptte belki de ilk kez yer aldılar.

Yarışta onları nelerin beklediğinden habersizler
© MAHMUT CİNCİ

Run Of Legends yarışı 28 Ekim Cumartesi günü öğlen saat 12:14’te tüm takımların ilk 3 kilometreyi birlikte koştukları hafif jog temposundaki koşu ile başladı. İlk 3 kilometreden sonra her takımın 1. koşucusu ile asıl yarış başlamış oldu. Hesaplara göre her 10 kilometrede bir sıradaki koşucu ile parkura devam edilmesi gerekiyordu. İlk takip araçları ve takımları taşıyan araçlar 10. kilometrede 2. koşucuları beklemeye başladılar. İşte asıl bu noktadan itibaren heyecan seviyesinin çok yükseldiğini hissettim.

Takip aracı koşucunun güvenliğinden de sorumlu. Koşacağı parkur konusunda yönlendirme yapıyor, gece saatlerine denk gelen sıralarda yolunu aydınlatıyor, motivasyon olsun diye sevdiği müziği çalıyor…

2. koşucuların parkura adım atması ile birlikte kıran kırana mücadele başlamış oldu. Tüm yarış boyunca her takımdan takip araçları ve takımları taşıyan araçları ziyaret etmeye çalıştım. Koşacak ekipler kadar büyük bir heyecan, panik ve karışık hisler içinde olduğumu itiraf ediyorum. Bu yüzden kendi takımım RUNDAMENTAL ile başlayıp bu korkuyu biraz bastırmak istedim. Genel konsepti hayal edebilmeniz için biraz yardımcı olayım; parkurdaki koşucu arkasında takip aracı ile parkurda ilerliyor, takip aracı ortalama 15 km hızla gidiyor (bu hızın bazı koşucularda 20’ye çıktığını duydum) ve kesinlikle koşucuyu geçmiyor. Koşucunun hep arkasında olması ve onu koruması gerekiyor çünkü parkur bildiğiniz trafiğe açık bir yol.

Takip aracı koşucuları hiç yalnız bırakmadı
© MAHMUT CİNCİ

Takip aracı aynı zamanda koşucunun güvenliğinden sorumlu. Koşacağı parkur konusunda yönlendirme yapıyor, gece saatlerine denk gelen sıralarda yolunu aydınlatıyor, motivasyon olsun diye sevdiği müziği çalıyor, Instagram’dan canlı yayın yapıyor, hikayeler paylaşıyor, tehlikelere karşı yanında oluyor ve en önemlisi de manevi olarak destek veriyor. Bu sırada bir sonraki Check Point’te tüm takımın içinde bulunduğu takım aracı bekliyor ve bir sonraki koşucu hazırlanmaya başlıyor. Takım aracında bekliyor demek de yeterli kalmıyor aslında.

Bir nevi “pit stop”
© MAHMUT CİNCİ

Birkaç tanesine konuk olduğum takım araçlarının yaşam alanına dönüştüğünü gördüm. Parkur bitiminde üst değiştiriliyor, masaj yapılıyor, besleniliyor, taktikler ve durum değerlendirilmesi yapılıyor ve eğer heyecandan mümkün olabilirse biraz uyumaya çalışılıyor. Takım aracında pijamasıyla kendini rahat ettirmeye çalışandan tutun da birbirine masaj yapan, sporcu içeceği hazırlayan, birbirini rahat ettirmeye çalışan birçok takım gördüm. Takım aracını kullanan şoförlerin bile kendini yarışın ruhuna kaptırıp parkurdaki eğim bilgisine ya da detaylarına hakim olduğuna tanık oldum. Kimse bu “her şeyin aşırı ve hatta çok aşırı yaşandığı” ortama tepkisiz kalamıyor ve mutlaka heyecanın bir parçası olmaya çalışıyordu. Yarışta tebrikleri alan koşucular kadar gönüllü ekipler de bir o kadar önemli bir iş başardılar, onlar olmasaydı bu zor operasyonda eminim çok fazla aksilik ve eksiklik olurdu.

Daha yolumuz uzun!
© MAHMUT CİNCİ

Gelelim evdeki hesapların yarışa uymadığı noktalara…

Yarışın 30’lu kilometrelerindeki 4. Check Point’inden başlayan koşuculardan bazıları işaretleme olmadığı bir noktada yanlış yöne koşarak kayboldular. Yarış kuralları gereği öncelikle koştukları mesafeyi geri dönerek normal rotaya geri dönmeleri gerekti. Sonradan öğrendiğime göre fazla mesafe koşmaktan çok, asıl korkulan yarış dışı kalma riski olmuş. Moral ve mental güce dayalı bu yarışta ne yazık ki çok büyük bir moral kaybı yaşandı ama sonrasında bu koşucuların yılmadan sanki hiçbir şey olmamış gibi performanslarına devam ettiğini gördük. Kaybolan gruplar ile ön grup arasındaki fark çok açılınca yarış kurallarında bir değişiklik ile geride kalan grupların kaybettikleri süreleri telafi edecek şekilde 8. Check Point’ten itibaren yarışa yeniden başlandı. Diğer grupların bu uygulamaya anlayış gösterip onay vermesi ve 8. CP’te tekrar yarışın başlayacağı ana kadar beklemeleri olması gereken bir centilmenlik örneği ve tatlılıktı.

Cumhuriyet Koşusu erkek birincisi: Mustafa Pancar
© MAHMUT CİNCİ

Hava kararınca…

Yarışın gündüz saatlerinde geçen kısmı belki biraz daha normal koşullarda ilerlerken havanın kararması ve sıcaklığın düşmesi ile birlikte şartlar oldukça değişti, sertleşti. Bazı noktalarda resmen hiçliğin ortasında hissettiğimiz parkurda, koşucuların gösterdiği azme ve güce inanamadığım ve kendimi tutamayıp ağladığım anlar oldu (Tutkuyla koşanlar veya çok severek bir spora bağlı olanlar beni anlayacaktır). Etabın çok sert eğimli bir noktasında bir de üzerine şiddetli fırtına ve yağmura tutulan koşucuların gücünü nereden aldıkları üzerine çok fazla kafa yormaya gerek yok… Her koşucuda olması gereken inatçı bir mücadele ruhu, arkalarında takım arkadaşlarının olduğunu bilmek, koşucuları bir an bile yalnız bırakmayan takip aracındaki gönüllü ekibin orada, tam yanlarında ve arkalarında ilerlediğini görebilmek…

Yarışın yapıldığı coğrafyanın en bariz özelliklerinden biri olan şiddetli rüzgar sebebi ile iki kadın koşucunun girdaplı bir kum fırtınasına tutulduğunu, değil önlerini görmek nefeslerini bile zor alabildiklerini duydum.

Alaçatı sokaklarında koşmak ayrı bir güzel
© MAHMUT CİNCİ

Öyle anlar oldu ki, arkamızdaki araç olmasa parkurda burnumuzun ucunu göremeyebilirdik. Sonra bu karanlık ve uçsuz bucaksız yolda bir anda sağdan bir grup köpeğin çıktığını düşünün… Sonradan öğreniyoruz ki yarış boyunca birkaç koşucu ciddi şekilde köpeklerin saldırısına uğramış. Yarışın yapıldığı coğrafyanın en bariz özelliklerinden biri olan şiddetli rüzgar sebebi ile iki kadın koşucunun girdaplı bir kum fırtınasına tutulduğunu, değil önlerini görmek nefeslerini bile zor alabildiklerini de duydum. Bu sırada neden vazgeçmediklerini sorduğumda, o anda bir sonraki arkadaşlarına bayrağı teslim etmekten başka bir şey düşünmediklerini ve takım arkadaşlarından güç aldıklarını dinledim.

Cumhuriyet Koşusu kadın birincisi: Esra Gökçek
© MAHMUT CİNCİ

Yarışı 1. sırada bitiren profesyonel sporculardan oluşan ve triatlon eğitimi veren spor kulubü Yüz Bin Koş, 2. sırada bitiren Ankaralı koşu grubu Ankarunning, 3. sırada bitiren İstanbullu koşu grubu Spartan Run’ı çok çok tebrik etmekle birlikte, her takımın bitirme sürelerine bakınca bu yarışta tüm takımlar bana kalırsa kocaman bir bravoyu, tebriklerin en büyüğünü hak ediyor. 48 koşucu da ellerinden gelenin en iyisini yaptı ve bu zorlu yarışı alın teri, gözyaşı, büyük mutlulukla bitirdi.

Farklı takımlardan koşucuların yarış tecrübelerini de dinledik…

Sanki hiç sonu yokmuş gibi…
© MAHMUT CİNCİ

Ayşegül (Nike+ Run Club)

Son etapta, 35 kilometreden kalan 5 kilometrede yarışı bırakmayı düşündürten bir kum fırtınasının ortasında kaldım. Rüzgarın çok şiddetli olması yeterince zorlayıcıyken bir de gözlerime ve ağzıma dolup görüşümü ve nefes alışımı zorlaştıran kumlardan kurtulmak için 2 yol düşünüyordum: Parkuru bırakıp araca binmek ya da elimden geldiğince hızlı koşup fırtınadan kurtulmak. Karanlık ve dar bir yolda takip aracının da desteğiyle elimden geleni yapıp bayrağı bir sonraki arkadaşıma vermeyi başardım. Parkuru tamamladığımda kendime çok fazla şeyi kanıtlamayı geçmiş, takım için gerekirse 1 tur daha koşacak mental bir güce ulaşmış hissettim. Bu his çok fazla farkındalık içeriyordu. Takımıma tüm destekleri için teşekkür ediyorum.

Hande (RUNDAMENTAL)

“80. km’de amazon yağmurlarına ve 200. km’de kum fırtınasına yakalandığım an bile ‘ben ne yapıyorum’ diye sorgulamayıp, aksine ‘iyi ki yapıyorum’ demek inanılmaz ve çok özel bir histi.”

Evet, en iyisi yarışı eğlenceye çevirmek!
© MAHMUT CİNCİ

Ceren (GoyGoy Runners)

“Bu yarışın kişisel anlamda bana çok şey kattığını söyleyebilirim. Hayatımda ilk defa böyle bir yarışa katıldım. Mental ve fiziksel kapasitemin düşündüğümden daha güçlü olduğunu fark ettim. Takım olarak çok dayanışmacıydık, bu da bütün problemleri aşabilmemize yardımcı oldu. Katılan herkesin cesaretine sağlık! Bu yarışı deneyimlediğim için çok mutluyum.”

Selin (AnkaRunning)

“Başlamış olduğum üçüncü 10K parkurum için start almışken takım olarak 2. sırada yer alıyorduk. Bu farkındalıkla koşmaya devam ederken kıyıya vuran dalga sesleri -deniz aşığı biri olarak- deniz seviyesine inmiş olduğumuzu müjdeler nitelikteydi. Takip aracındaki arkadaşlarımız Canberk ve Buğra’nın gecenin bu saatinde sıfır uyku ve sağ ayaklarını arabada bırakmak pahasına da olsa benzersiz enerjilerinin hala en üst seviyede olduğunu, açtıkları müzikle birlikte hissettim. Bu sırada 13. CP noktamıza da ulaşmış bulunuyorduk ki takım arkadaşlarımın tümünün beni bu noktada gecenin soğuğuna aldırış etmeksizin tam kadro dışarıda beklediğini gördüm. O anda takip aracımızda çalmaya devam eden oryantal müzik de küçük bir zemin oluşturmuş olacak ki takım olarak tamamlamış olduğumuz 130K ardından küçük bir dans koreografisi yarattık ve göbek atmaya başladık! Devamında bu enerjiyi görüp enerjimizi paylaşan herkese çok teşekkürler. Dilerim ki bu tip organizasyonlarda, hepimizin motivasyona ihtiyacı olduğu böyle kritik anlarda daha çok böyle manzaralarla karşılaşırız.”

Moraller hep zirvede
© MAHMUT CİNCİ

Dinara (RUNDAMENTAL)

“Katıldığım en zor ve en heyacanlı yarıştı. Çünkü çıktığım ilk parkurda yanlış rotaya girmenin fiziksel yorgunluğu ve pisikolojisi ile beynimle savaşmanın dip noktasındaydım diyebilirim. Bu parkurda 10 kilometre koşacağımı hesaplarken toplamda 16 kilometre koşmuş oldum ama takım arkadaşlarımın sonsuz desteğiyle bu durumu toparladım ve sonraki 3 parkuru gayet güzel bir şekilde tamamlayabildim. Gerçekten böyle bir yarışın takım işi olduğuna bir kez daha şahit oldum. Takımımda olmaktan gurur ve onur duydum, onlardan aldığım güçle yarışı bitirebildim.”

Cem (Snakes Team)

“2 saatlik uykunun ardından saat 03.00 sularında uyanıp fırtınaya çıkmak ve ıssız parkurda koşmak sadece Run Of Legends’da tecrübe edilecek bir şey. İnsanlar sabah uyanıp işe gidecek motivasyon bulmakta zorlanırken gecenin bir yarısı o soğukta nasıl çıkıp koştum, kendimde o motivasyonu nasıl buldum emin değilim ama hayatımın unutulmaz anları arasına girdiğine eminim.”

Hiçliğin ortası…
© MAHMUT CİNCİ

İbrahim (Nike + Run Club)

“Yarış boyunca beni en çok zorlayan şey köpekler oldu. 2. etabımda bir köpek takımı tarafından kovalanıp, bir süre araçta beklemek zorunda kaldım. Bu da yetmezmiş gibi benzin istasyonunda tek bir köpek var diye korkmayıp beklerken yine bir grup köpeğin peşimden gelmesi korkumu daha da artırdı. Sanırım benim yarıştaki sınavım hep köpeklerle ilgili oldu. Sert hava koşulları bile bu kadar zorlamadı.”

Necdet (RUNDAMENTAL)

“İlk defa yapılan, daha doğrusu ‘denenen’ 230 kilometrelik Run Of Legends Extreme koşusunda beni şaşırtan iki şey şuydu: Tüm bilinmezliklere, artan mesafe ile paralel artan zaman ve yorgunluk, efora rağmen çok az hatayla karşılaşmam. Takımlar, her bir üyesiyle rotayı, zamanı ve birbirlerini inanılmaz koordine ettiler. İkincisi, bir kez daha insan türünün zor şartlar altında nasıl hayatta kalabildiğine, limitlerini zorlarkenki yüksek konsantrasyonuna ve tüm bunların üstesinden gelebilmesine tanık oldum. 80k da tüm takımların zaman sıralaması için beklerken gözlemlerim oldukça gerçeküstüydü. İnsanlar nerede olduğunu asla bilemeyeceğimiz o dağ başında, gecenin kör karanlığında sanki az sonra Caddebostan’da koşacakmış gibiydiler.”

Turgay (Spartan Run)

“Yarış esnasında minibüsle ön sıradaki rakipleri takipteyken bir türlü en öndeki koşucuya ulaşamadık, bunun sonucunda rotadan çıktığımızı fark ettik ve geri dönüşe geçtik. Bir de baktık ki Snakes Team koşucusu da yanlış rotada ilerliyor, her ikisini de uyarıp doğru rotaya dönmelerine yardımcı olduk. Yarışın seyri adına yarış içi rakibimizi ilgilendiren oldukça önemli bir andı.”

Sevda (Yüz Bin Koş)

“Yarışın son etabını gece yarısı koştuk. Sıra bendeydi. Rolling parkurda yaklaşık 8 kilometre koşacaktım. Meltemli Köyü’ne kadar gidip geri dönecektim. Yorgunluk, uykusuzluk kendini hissettiriyordu ama motivasyonum yüksekti. Finişe birkaç saat kalmıştı. ‘Haydi Sevda! Elinden gelenin en iyisini yapma zamanı işte şimdi!’ dedim kendime. Birkaç kilometre bu motivasyonla koşmuştum ki sahilde şiddetli rüzgarın kumları kaldırmasıyla küçük çaplı bir kum fırtınası beni karşıladı. Rüzgara karşı koşmak zordu ama daha zoru ağzıma, burnuma ve gözlerime kaçan kumlara rağmen koşabilmekti… Takip aracı rüzgar yönüne geçerek beni korumaya çalışsa da pek bir şey fark etmemişti. Kum fırtınası geçti. Dayak yemiş gibiydim. Meltemli Köyü’ne varmayı dört gözle bekliyordum. Sonra takım arabamızı gördüm. Peşimden köye gelmişler. Onları görmenin motivasyonuyla hızımı kesmeden, saçlarım dağınık ve kum içinde geri dönüş yoluna girdim.”

Özlendin be otobüs!
© MAHMUT CİNCİ

Koşucuların da anılarına bakılırsa Run Of Legends boyunca tanık olunan tüm olaylar, doğaüstüymüş hissi veren tüm yaşananlar, sık sık herkesin kendine sorduğu “deli miyiz biz?” gibi sorulardan ve koşulan 230 kilometreden sonra geriye dönüp bakınca her şey hala inanılmaz geliyor. Sanki tüm yarış bir rüyaydı ve biz bu gücü nereden bulduk da koşabildik diye kendi kendine soranlar cevabı bence bilmiyorlar ama emin olduğumuz bir şey var ki o da bu çılgınlığın ancak cesaret ve derin bir tutkunun eseri olabileceği.

Deniz manzaralı bir koşu
© MAHMUT CİNCİ

Profesyonel sporcu olmayan birinin disiplinle, yoğun antrenmanlarla böyle bir yarışı koşacak duruma gelebilmesi için çok büyük istek duyuyor olması gerekir. Run Of Legends gibi bir yarışta hızdan daha önemlisi fiziksel dayanıklılık ve bunu destekleyen mental güçtür. Cumartesi öğleden başlayarak Pazar sabah saatlerine kadar yarış koşan ve sonrasında bankacı, öğretmen, yazılımcı, akademisyen, mühendis, tasarımcı olarak tam zamanlı işlerine dönen tutkulu insanlar bana göre gerçekten koşunun efsaneleridir.

Haklı sevinç!
© MAHMUT CİNCİ

Run Of Legends sadece mesafe kat etmek amacı ile yapılan bir yarış organizasyonu olmanın çok ötesine geçti. Takımların birbirini daha yakından tanımasını sağlayan, bir araya gelindiğinde nasıl güçlü olunduğunun altını çizen, imkansız kelimesinin anlamsızlığını gösteren ve aslında en güçsüz hissettiğiniz anda bile ne kadar güçlü olduğunuzu kanıtlayan bir maceraydı bu. Yarış süresince ciddi bir sakatlık yaşanmaması, kaza olmaması, tüm takımların yarışı sağlıklı bir şekilde bitirebilmiş olmaları çok sevindirici. Bu yarışı hayata geçirmek için hayal kuran, hayal ettiren, takımlara bu tecrübeyi yaşatan çok sevgili koşu koçları Mehmet Çetin ve Beste Önal’a herkes adına teşekkür ediyorum. İlk yılında büyük cesaret gösterip ben de varım diyen Nike+ Run Club, RUNDAMENTAL, Bu Kızlar Nereye Koşuyor, Snakes Team, AnkaRunning, GoyGoy Runners, Spartan Run, Yüz Bin Koş takımlarına ve tüm koşucularına çok çok tebrikler. Bu takımları destekleyen 20 kişilik gönüllü ekibe ayrıca minnettarız.

Gelecek yıl Run Of Legends’ın kayıtlarının ne zaman açılacağı sorulmaya başladı bile. Bu yarış sınırlarını zorlamak isteyen tüm koşuculara ve takım ruhuna sahip tüm takımlara açık. Seneye kadar hazırlanmak için çok vakit olacak!


Şehri Ateşlemeye Hazır Mısın?

Heyecanla beklediğimiz Ignite İstanbul 10k yarışı bu sene 1 Ekim’de İstanbul’un en güzel 10k rotası Caddebostan’da düzenleniyor.

Bir çoğumuzun 10k’da en iyi derece hedeflediği bu yarışın hazırlık programına 1 Ağustos Salı günü Swissotel The Bosphorus’tan başlayarak yapacağımız koşu + kuvvet antrenmanı ile başlıyoruz.

Antrenman Programı

Antrenman programlarını hazırlarken Milli Atlet Oktay Güneş’in desteğini alarak ileri seviye ve başlangıç seviye 10k olarak iki antrenman planı çıkardık.

 

İki programı da sizlerle paylaşıyoruz. Koşularımıza katılamasanız bile kendiniz uygulayabilirsiniz.

RUNDAMENTAL ekibi olarak ileri seviye 10k programını kendi koşularımıza adapte ederek haftada 2 kez herkesin katılabileceği Ignite İstanbul destekleyici bir koşu programı yaptık. Antrenmanlarda her hafta değişmek üzere çapraz antrenmanlar olarak kuvvet ve hız antrenmanları olacak.

Katılmak için

1 Ağustos’tan itibaren başlayacak olan programda RUNDAMENTAL ile koşup ekibin bir parçası olmak için fırsat bulurken, 10k antrenmanında motivasyonunuzun bu ekiple hep yüksek kalacağını garanti ediyoruz.

Katılmak için rundamental@gmail.com adresine mail atarak bir sonraki koşunun davetiyesini isteyebilirsiniz. Sürekli katılmak isteyenleri mail grubumuza ekleyip, her hafta koşu davetiyelerini düzenli göndereceğiz.

Koşu duyurularını Facebook, Twitter, Instagram, Web sitemiz ve iOS mobil uygulamamızdan takip edebilirsiniz.

Antrenmanlarda harika ödüller var.

PUMA partnerliğinde yaptığımız 8 haftalık antrenman programında, her hafta iki kişiye çekilişle ödül veriyoruz. Hafta içi şehir koşu antrenmanına katılıp antrenman fotoğrafını #RUNDAMENTAL #igniteistanbul etiketleriyle Instagram’da paylaşan iki kişi çekilişle PUMA koşu tshirt’ü hediye ediyoruz.

Büyük ödül olarak, 8 haftalık antrenman programı sonunda toplamda en çok antrenman fotoğrafı paylaşan bir kadın ve bir erkek NETFIT koşu ayakkabısı kazanacak.  1 Ağustos-28 Eylül tarihleri arasında antrenman fotoğraflarını #RUNDAMENTAL #igniteistanbul etiketleriyle Instagram’da en çok paylaşım yapan bir kadın ve bir erkek koşucu, her hafta event sayfasından açıklayacağımız liste ile NETFIT kazanma şansını yakalayacak.


Bir ‘Takım’ Yarışlar

Mevsimle birlikte hedef yarışları biraz daha alternatif yarışlara kaydırdığımız şu günlerde, ekip olarak planlamaları yapmaya başladık.

Bu günlerde bir yandan uçak bileti bakıyor, diğer yandan “Gitmişken ufak da bir tatil yapar mıyız?” sorularına cevap arıyoruz. Yurt dışında oldukça fazla alternatif olmasına rağmen, önceliği bu yaz yurt içinde düzenlenen alternatif yarışlara vermek istedik. Evet, bizler de herkes gibi hem koşup hem de minik tatiller yapmanın peşindeyiz.

Sözü çok uzatmadan planladığımız yarışlar hakkında ufak bir liste ve kısa bilgiler paylaşmak istedik. Bu yarışlara hemen kayıt olabilir, dilerseniz RUNDAMENTAL ekibi ile katılıp takım ruhu ile yarışa hazırlanabilirsiniz.

İşte aklınızı çelebilecek Türkiye’de Haziran – Ekim arası düzenlenecek seçtiğimiz harika yarışlar:

Uzunetap Gece Koşuları 2

Pazar, Haziran 18, 2017

19:30 Caddebostan, İstanbul

İlk kez 21 Aralık 2013’te Longest Night ile başlayan Uzunetap Gece Koşuları artık yılın farklı zamanlarında farklı rotalarda düzenleniyor. Anadolu’nun en keyifli rotası olan Caddebostan’da ikincisi düzenlenecek olan yarış 18 Haziran’da Ramazan ayında ara vermek istemeyenler için 5k’lik tatlı bir alternatif olmuş. Koşucular iftar sonrası gece koşmanın tadını çıkarıyor.

Longest Day / Run with the Sun

Cumartesi, Temmuz 8, 2017

08:30 Uzunya,Kilyos, İstanbul

İstanbul’un saklı kalmış doğasında güneşi yakalamak, doğayla iç içe olmak, ailece denizin, kumun, ormanların tadını çıkarmak için keyifli bir yarış.
Uzunetap ve Set Adventures tarafından, 8 Temmuz 2017 Cumartesi günü gerçekleştirilecek organizasyonda yarışmacılar, Uzunya Plajı ve Kuzey ormanlarının muhteşem doğasında deniz ve ormanın tadını çıkaracak.

 

Garmin Runfire Tuz Gölü Ultra Trail

Cuma, Temmuz 28, 2017 – Cumartesi, Temmuz 29, 2017

10:00 Tuz Gölü, Ulukışla, Niğde

Bizi en çok heyecanlandıran yarışlardan biri de Tuz Gölü’nün eşsiz doğasında uzun patika koşmak. 28-30 Temmuz 2017 tarihlerinde, yepyeni ve unutulmaz bir macera olarak katılmayı planladığımız Garmin Runfire Salt Lake bu kez Tuz Gölü’nün sonsuz beyazlığında, 4 farklı kategorisiyle her seviyede sporcu için unutulmaz bir deneyim vaat ediyor.
Kurumuş Tuz Gölü üzerinde 21K Yarı Maraton, 42K Maraton, 80K Ultra Trail ve 100 Mil kategorileriyle unutamayacağınız bu maceraya hazırlanmaya başladık.

 

Uzunetap Gece Koşuları 3

Cumartesi, Eylül 9, 2017

19:30 Park Orman, İstanbul
Gece koşularının en heyecanlı rotalarından biri olan Belgrad Ormanı’nda gerçekleşecek yarışın en büyük amacı gece koşmanın keyfine varmak ve bizlere festival havasında bir spor deneyimi yaşatmak.

 

Likya Yolu Ultra Maratonu

Cumartesi, Eylül 23, 2017 – Cumartesi, Eylül 30, 2017

12:00 Fethiye, Muğla – Çıralı, Antalya
Likya Yolu Ultra Maratonu, Türkiye’de düzenlenen ilk ultra maraton olan, yüksek mücadeleye dayalı uluslararası bir spor organizasyonudur. Toplam 509 km uzunluğundaki Tarihi Likya Yolu’nun yaklaşık 250 km’lik bölümünü kapsayan ve her gün bir etabı koşularak 6 etapta tamamlanan Likya Yolu Ultra Maratonu parkuru, zorluk derecesi, doğal ve tarihi güzellikleriyle dünyadaki başlıca ultra maraton destinasyonları arasında özel bir yere sahiptir. Deneyimli ve deneyimsiz tüm koşucular için LYUM, unutulmaz bir deneyim vaat ediyor. Sınırlarımızı zorlayabileceğimiz bu yarışa, ultra maraton sevdalısı arkadaşlarımız hazırlanmaya başladı.

 

Likya Trail Series 2

Cuma, Eylül 29, 2017 – Cumartesi, Eylül 30, 2017

12:00 Çıralı, Antalya

Tarihi Likya Yolu’nda yepyeni bir yarış serisiyle kayıtları devam eden, patika koşucularımızın aklını çelen bu yarışta Gelidonya Feneri ve Musa Dağı’ndan geçip Çıralı’da sona erecek eşsiz bir rota bulunuyor.
İster yavaş yavaş mesafeyi artır, istersen her defasında en uzununu koş!
Likya Trail Series ile Türkiye’nin en özel ve teknik rotalarından birinde koşma fırsatı seni bekliyor!

 

Dalyan Caretta Run

28 Ekim 2017

Muhteşem Akdeniz doğasında 5K,14 km ve 21 km parkurlarında düzenlenen Dalyan Caretta Run bu sene 28 Ekim’de düzenleniyor. Koşucular Dalyan Meydanı’ndan hareket edecek, nar ve narenciye bahçelerinin arasından geçerek İztuzu Plajı yolunda ilerleyecekler. 5K koşucuları 2,5 km’deki dönüş noktasından dönüş yapacak, 14K ve 21K koşucuları İztuzu yönünde devam edecekler. 14K koşucuları Sulungur Gölü’nü geçtikten sonra 7 km noktasından dönerken, 21K koşucuları yaklaşık 150 m tırmanarak 10.5 km dönüş noktasına ilerleyecekler. İztuzu Plajı ve Dalyan Deltası’nı ayaklar altına seren dönüş noktasında Caretta Caretta’lara selam verdikten sonra dönüş yapacak olan 21K koşucuları, Sulungur Gölü’nün efsanevi manzarasını bir kez daha tadacak ve Dalyan merkezde yarışı sonlandıracaklar.

 

Ignite İstanbul 10k

Pazar, Ekim 1, 2017

09:00, Caddebostan, İstanbul

Her sene Puma sponsorluğunda, İstanbul’un en hızlı 10k rotasında düzenlenen Ignite İstanbul bu sene 1 Ekim 2017’de Caddebostan – Küçükyalı arasındaki rotada düzenleniyor.

Ekip olarak 2 ay öncesinden birlikte hazırlanmaya başladığımız bu yarışın kayıtları devam ediyor. Siz de şimdiden kayıt olabilir en iyi 10k derecenizi koşmaya hazırlanabilrisiniz.

RUNDAMENTAL Yarış Takvimine buradan ulaşabilirsiniz.


Barselona Yarı Maratonu 2017

logo-mitja

Yarışsız geçen Kasım ve Aralık aylarında yeni yıla hedef koşu koyma planlarımız, uçak bileti kampanyasıyla birleşince ekip içinden 3-4 kişi kendimizi Eylül 2016’da Barselona Yarı  maratonu için bilet alırken bulduk.

Amaç en iyi süreyi koşmaksa birkaç konu önemliydi:

  • Hava koşullarının sert olmamaması ( Şubat ayı Barselona için 13-14 derece ortalama)
  • Düz bir parkur olması
  • Çoşkulu bir kalabalığın eşlik etmesi
  • Şehrin kendisinin güzelliği

Barselona bunların tamamını fazlasıyla veriyordu. Yarış tarihini beklemeye başladığımız sıralarda, hava yolu kampanyalarına yenileri eklenince, yarışa 1 ay kala 11 kişi olmuştuk. Airbnb.com‘dan büyük bir ev kiraladık. Seyahat gününü beklemeye başladık.

Uçuş günü geldi çattı, 2-3 farklı grup farklı günler ve tarihlerde bilet aldığı için dalga dalga Barselona’ya doğru yola çıktık.

 

 

Yurtdışına çıkarken gideceğiniz şehrin toplu taşıma programını önden telefonunuza yüklemeniz, gittiğinizde pratiklik sağlıyor. Ben unuttuğum için google maps’e başvurdum çok kullanışlıydı. Kalacağımız yere nasıl gideceğimizi en açık haliyle gösterdi. Merkeze çok yakın olmamıza rağmen  3-4 gün kalacağımız için sınırsız bilet almak gibi bir gaflette bulunduk. Siz siz olun 10’lu biletlerden alın.

40 dk süren bir yolculuktan sonra starta çok yakın olan evimize varmıştık. Yemek yemek için çok vakit geçirmeden kendimizi Barselona sokaklarına bıraktık.

 

 

Sonraki günlerde bir iki kez daha karnımızı doyuracağımız Bacoa’da aldık soluğu, değişik bir sipariş yöntemi var, istediğin hamburgerin çeşidini işaretleyip formu teslim ediyorsunuz. Hamburgerlerini çok beğendik. Şehirde 3 farklı şubesi var. Birini bulup denemenizi tavsiye ederim.

 

 

Buradan eve tekrar uğrayıp kalan eşyaları da bıraktıktan sonra ilk iş olarak Sangria ve Tapascının yolunu tuttuk. Evet, buraya kadar çok da yarış raporu gibi olmadı ama bu kısımlarını anlatmadan da olmuyor.

 

 

Ve Cuma sabahı Barselona’da ilk sabah koşumuzu yapmak için beş kişi yola çıktık. Ekibin bir kısmı yol yorgunu, bazılarının da hafif sakatlığı olduğu için küçük bir ekiple keyifli bir parkur koştuk.

 

 

 

Koşumuzu tamamladıktan sonra günün devamında yarış kitlerimizi almak üzere yola çıktık. Plaça Espanya’da bulunan büyük bir arenanın tepesindeki kit dağıtım yerine ulaşıp kitlerimizi aldık. Hatıra fotoğrafımızı çekip şehri biraz daha gezmek için kendimizi dışarı attık. Hedefte Montjuic vardı.

Yarış kitlerimiz aldık, yarış öncesi pozumuzu veriyoruz…
Kit dağıtımının olduğu arenadan Plaça Espanya manzarası.

Kit dağıtım alanının önünden otobüse binip Muntjuic tepesine çıktık, amaç oradan teleferikle aşağıya inmekti ama teleferik bakıma alındığı için aynı yöntemle merkeze döndük merkezi sokak sokak turlamaya devam ettik.

 

Teleferik üzerine, fıskiyeler de bozuk olunca ekip kendini kaybetti 🙂

 

Ve Cumartesi sabahı, önceki gün yaptığımız alışverişlerle donanımlı bir kahvaltı hazırladık.. Şehrin kalanını dolaştık, ertesi gün yarış olduğu için kendimizi çok da yormadan bir kaç önemli yeri ziyaret ettik.

 

 

veee yarış günü…

Öncelikle parkur ve eğim grafiğini paylaşmak istiyorum:

 

 

Öncelikle sizin de gördüğününüz üzere eğim neredeyse yok, parkurun bu kadar hızlı olmasına şaşırmamak lazım.  Parkur Barcelona’nın en güzel yerlerinden geçiyor.

Tek takıldığım tarafı 13.5k – 16km arasında Diagonal caddesinde, diğer yarışlarda da sevmediğim şekilde senden önde gidenleri caddenin karşısından ters yönde geçerken görüyorsun (biraz moral bozucu oluyor). Dönerken de sen binlerce kişiyi görüyorsun 🙂 . Hava durumuna gelirsek son güne kadar yarış günü yağmurlu olacağı yazıyordu. Son akşam yağışın öğleden sonra başlayacağını öğrendik. Sabah uyandığımızda da serin bir hava vardı. Geceden tedbirimizi almış aşağıdaki fotoğrafta da gördüğünüz üzere çöp poşetlerinden rüzgarlık yapmıştık, inanılmaz işe yaradılar.

Emanete eşyalarımızı bıraktık, hız gruplarına göre ayrılan kısımlarda yerimizi aldık ve yarış başladı.

Barcelona hatırası.

 

Yarışa kayıt olurken madalyaya süre işlemeyi seçmiştim, erken davranıp onu yaptırdım, güzel anı oluyor. Fiyatı abartı olmadığı sürece her yarışta yapmayı planlıyorum.

Yarış sonrası ortalıkta biraz takılıp eve koştuk, duş aldıktan sonra kaybettiğimiz enerjiyi yerine koymak için şehrin en güzel bira ve burger yapan mekanlarından birinde soluğu aldık. >> Chivuos

üstüne kahve, Satan’s Coffee..

ve akşamında kapanış… Sangria ve Tapas’la hoşçakal Barcelona..


2017’de İlk Yarı Maratonum

2017 yarış sezonuna herkes hazır mı?

Bu soruyla birlikte eminiz kafalarda bir çok seyahat, uçak bileti ve yarış geçiyordur. Diğer yandan da antrenman telaşı başlamış olmalı.

Bu sezon ekibimizden ve koşularımıza katılan bir çok kişiden yarı maraton hedefleri duymaya başlayınca, özellikle ilk defa koşacaklar için referans alınabilecek bir antrenman planı paylaşmak istedik.

Konu antrenman olunca, hem konusunda uzman hem de RUNDAMENTAL olarak birlikte hız antrenmanları yaptığımız hocamız Oktay Güneş yardımımıza yetişti. 21.1K’yı rahatça koşup hedeflenen sürede bitirebilmek için paylaştığımız bu 11 haftalık antrenman planını kullanabilirsiniz.

1. HAFTA

1. HAFTA

1. Antrenman
35′ rahat koşu
2. Antrenman
4K deneme
3. Antrenman
40′ rahat koşu

2. HAFTA

2. HAFTA

1. Antrenman
2′ tempolu, 3′ rahat koşu, 6 tekrar
2. Antrenman
4K deneme
3. Antrenman
40′ rahat koşu

3. HAFTA

3. HAFTA

1. Antrenman
3′ tempolu, 2′ rahat koşu, 6 tekrar
2. Antrenman
5K deneme
3. Antrenman
45′ rahat koşu

4. HAFTA

4. HAFTA

1. Antrenman
4′ tempolu, 2′ rahat koşu, 5 tekrar
2. Antrenman
5K deneme
3. Antrenman
45′ rahat koşu

5. HAFTA

5. HAFTA

1. Antrenman
6′ tempolu, 2′ rahat koşu, 5 tekrar
2. Antrenman
8K deneme
3. Antrenman
35′ rahat koşu

6. HAFTA

6. HAFTA

1. Antrenman
5K rahat koşu
2. Antrenman
10K deneme
3. Antrenman
30′ rahat koşu

7. HAFTA

7. HAFTA

1. Antrenman
40′ rahat koşu
2. Antrenman
30′ rahat koşu
3. Antrenman
21K deneme

8. HAFTA

8. HAFTA

1. Antrenman
30′ rahat koşu
2. Antrenman
40′ rahat koşu
3. Antrenman
60′ rahat koşu

9. HAFTA

9. HAFTA

1. Antrenman
8′ tempolu, 2′ rahat koşu, 5 tekrar
2. Antrenman
14K rahat koşu
3. Antrenman
30′ rahat koşu

10. HAFTA

10. HAFTA

1. Antrenman
80′ rahat koşu
2. Antrenman
35′ rahat koşu
3. Antrenman
60′ rahat koşu

11. HAFTA

11. HAFTA

1. Antrenman
40′ rahat koşu
2. Antrenman
30′ rahat koşu
3. Antrenman
Yarı maraton

Antrenman planları her ne kadar kişiye özel olsa da biz amatör koşucular için referans alacağımız bir anahtar antrenman planımızın olması yarış hazırlığı aşamasında çok faydalı olacaktır.

Antrenman planının yanı sıra aşağıdaki konuları atlamayalım:

  • Mutlaka koşu öncesi ve sonrasında en az 10′ esneme (stretching) yapılması,
  • Haftanın mutlaka en az 3 günü karın kası, özellikle sırt kası çalışmaları yapılması.
Üstteki görseli indirerek, çıktı alabilir, programı yanınızda taşıyabilirsiniz.

CHALLENGE MAKES US STRONGER 🎧 ARE YOU IN?


BORAJET’LE ADANA’YA KOŞUYORUZ